TREN

Organ Nakli

Sevgili Meslektaşlarım,

Saygıdeğer konuklar,

Hanımefendiler, beyefendiler,

 

Bugün burada ülkemizdeki organ nakli hizmetlerinin gelişmesinde önemli bir adımı temsil eden Ulusal Organ Nakli Bekleme Listesi programının uygulamaya girmesi nedeniyle toplanmış bulunuyoruz. Yaz mevsiminin başında olduğumuz bu günlerde Bakanlığımızca tamamlanan Organ Nakli Bekleme Listesi çalışmalarının organ nakli hizmetleri hususunda yeni bir başlangıç olmasını temenni ederek sözlerime başlamak istiyorum.

 

Bilindiği üzere, tedavisi sadece organ ve doku nakli ile mümkün olan hastalıklar dünyada olduğu gibi, ülkemizde de önemli sağlık sorunlarından birisidir. Bu bilinçle, ülkemizde organ nakli çalışmalarının verimliliğini arttırmak amacıyla 2000’li yılların başlarında Bakanlığımız koordinasyonu ve denetiminde “Ulusal Organ ve Doku Nakli Koordinasyon Sistemi” kurulmuştur. Bakanlığımız, o tarihten bugüne kadar organ ve doku nakli hizmetleri konusundaki çalışmalarını aynı istek ve heyecanla sürdürmüştür.

 

Değerli konuklarımız,

Arzu ederseniz o tarihten bugüne organ nakli hizmetlerinde ne gibi değişiklikler olduğu konusunda kısa bir bilgi vermek isterim. 2002 yılında ülkemizde toplam 23 adet böbrek nakli merkezi mevcutken, günümüzde bu merkezlerin sayısı 37’ye çıkarılmıştır. Karaciğer nakli merkezleri sayısı 15’den 23’e; kalp nakli merkezi sayısı da 11’den 12’ye ulaşmıştır. Hedefimiz sadece büyük illerde değil, yurdumuzun ihtiyaç duyulan bölgelerinde bu merkezlerin açılmasını sağlayarak tüm vatandaşlarımızı bulundukları yerde tedavi olabilme imkanına kavuşturmaktır.

 

Elbette, sadece nakil merkezi açmak yeterli olmuyor, ülkemizin kadavra donör sayısını arttırmak öncelikli hedefimizdir; çünkü sağlıklı insanlardan organ almaktansa, öncelikle kadavra vericiden organ temin etmeye çalışmak çok daha akılcı bir yoldur. Bu nedenle, açılan nakil merkezleri, canlı vericilerden nakil yapsalar dahi, kadavra verici sayısı yeterli olmadığında verilen hizmet eksik kalmaktadır.

 

Peki, kadavra vericiden organ temini hususunda ne gibi gelişmeler olmuştur, biraz da bu konudan söz edelim. 2002 yılı ile 2007 sonu verilerini karşılaştırdığımızda, yıllık beyin ölümü bildirimlerinin sayısının 139’dan 594’e, kadavra verici sayısının 111’den 223’e, kadavradan yapılan böbrek nakli sayısının 189’dan 399’a,  karaciğer nakli sayısının 82’den 197’ye, kalp nakli sayısının da 20’den 63’e çıkmış olduğunu görmekteyiz. Önemli bir artış olduğu kuşkusuz, ancak bu yeterli midir?

 

Üzülerek de olsa söylemeliyim ki, tüm bu anlattığım gelişmelerle birlikte dünya çapında nakil merkezleri ve organ nakli ekiplerine sahip olduğumuz halde, kadavra verici sayısı ve kadavradan yapılan organ nakli sayısı bakımından gelişmiş ülkelerin hayli gerisindeyiz.

 

Kadavra verici sayısını arttırmamız gerektiği kuşkusuz, bu durumda ne yapılmalı sorusu geliyor akla. Elbette, hedefimiz organ nakli ile ilgili hizmetlerde başarıyı en üst seviyelere çıkarmaktır; ancak, bu başarıyı yakalamak için sadece Bakanlığımızın çabası yeterli olmayabilir; çünkü bu organizasyon, birçok kurum ve kuruluşun, her şeyden önce de vatandaşlarımızın çaba ve katkılarıyla geliştirilebilir. İşte bu noktada, organ bağışı gibi hassas bir konuda vatandaşlarımızın bağışladığı organların en uygun, en çok ihtiyacı olan hastaya gideceği ve kadavradan organ dağıtımının en adaletli şekilde gerçekleştirileceği hususlarına olan güveninin en üst düzeye çıkarılması özel bir önem arz etmektedir. Bakanlığımızca hazırlanan Ulusal Bekleme Listesinin faaliyete sokulması da bu güveni tesis edecek önemli adımlardan biridir.

 

Bekleme Listesini hazırlarken görüşlerinden faydalandığımız değerli meslektaşlarım ve hocalarımız da bugün buradalar, onlar bu konuya vakıflar, ancak, izin verirseniz, vatandaşlarımız için de Bekleme Listesi çalışmaları hakkında birkaç söz söylemek istiyorum.

 

Organ bağışı hassas bir konu, ne yazık ki, zaman zaman medyada konu ile ilgili çıkan olumsuz ve çoğu doğru olmayan haberler vatandaşlarımızın bu konudaki güveninin sarsılmasına neden olabilmektedir. Elbette, medyamızın hakkını da yemeyelim, olumsuzların yanında, hatta çok daha fazla olumlu haberler çıkmakta. Ancak, kötü haber tez duyulur derler, tez duyulduğu gibi, etkisi de fazla oluyor. Bu ve bunun gibi etkenlerin de katkısıyla, zaten hassas olan bir konuda vatandaşlarımız tarafından kimi zaman “Acaba bağışladığımız organlar en uygun hastaya gidecek mi?” sorusu dile getirilmekteydi. Biz de, bu gerçekten hareketle, bu konuda ileri gitmiş İngiltere, Almanya, Hollanda, Avusturalya gibi ülkeler kadavradan yapılan böbrek nakillerinde bu güveni nasıl temin etmişler, organların en uygun hastalara gitmesini nasıl sağlamışlar diye merak edip araştırdık ve şunu gördük: Bu ülkelerin tümünde kadavradan alınan böbreğin gideceği hastalar belli kurallara bağlı olarak yapılan bir puanlama neticesinde bilgisayar ortamında saptanmaktadır. Puanlama kriterlerinde ise, ülkeler arasında benzerlikler olduğu gibi, bir takım farklılıklar da mevcut idi. Biz, bu ülkelerde kadavradan böbrek dağıtımı için yapılan puanlamaların hepsinde ortak olan kriterleri tespit ettikten sonra, bunların ülkemiz koşullarına en uygun olanlarını seçip üzerine eklemeler de yaparak bir bilgisayar programı oluşturduk.

 

Bu programın faaliyete geçirilmesi ile kadavra böbrek dağıtımında hastanın yaşı, bekleme süresi, diyalize girme süresi ve verici ile alıcı arasındaki doku uyumu gibi faktörler gözetilerek yapılacak sıralama neticesinde, daha uzun süre bekleyen ve doku uyumu daha iyi hastaların, çocukların ve acil ihtiyacı olan hastaların seçilmesi mümkün olacaktır. Böylelikle, kadavradan elde edilen böbreklerde daha adaletli ve şeffaf bir dağıtım sağlanmasının yanı sıra, nakledilen böbreğin fonksiyon göreceği süre ile hastaların yaşam sürelerinin uzatılmasını da hedeflemekteyiz.

 

Bundan sonra nakil olmak üzere bekleyen hastalarımızın ellerinde dosyaları ile şehir şehir gezerek birçok nakil merkezine kayıt yaptırmalarına gerek kalmayacak, tek bir merkeze kayıtlı olmaları Ulusal Bekleme Listesine alınmaları için yeterli olacaktır. Bu nedenle, diyaliz tedavisi görmekte olan tüm vatandaşlarımızı Böbrek Nakli Merkezlerimize başvurmaya ve buralarda yapılan incelemeler neticesinde sağlık durumları nakil olmaya müsait olduğu tespit edilenleri Ulusal Bekleme Listesine kayıt olmaya davet ediyorum; zira, bundan sonra, böbrek nakli olmak üzere beklemekte olan hastalarımızın kadavra böbrek dağıtımından yararlanabilmesi için Ulusal Bekleme Listesine kaydolmuş olma şartı aranacaktır, bu hususu özellikle belirtmek isterim.

 

Programın getirdiği bir yenilik de, bundan sonra böbrek nakli olmuş hastaların daha yakından izlenmesi ile daha yeterli ve kullanılabilir ülke verilerinin elde edilmesidir. Bu sayede, ülkemizde organ nakilleri konusunda daha sağlıklı ve etkin politikaların üretilmesi mümkün olacaktır.

 

Değerli konuklar,

Biraz önce de belirttiğim üzere, organ nakli hizmetleri birçok kurum, kuruluş ve vatandaşlarımızın desteği ile oluşturulan bir organizasyonla yürütülmektedir. Bu nedenle, bu hizmetlerde emeği geçen Bakanlığımız hastanelerine, tıp fakülteleri ve diğer hastanelere; konuya dikkat çeken olumlu yayınları nedeniyle medyamıza; adli vakalarda yardımları için Adalet Bakanlığına; İçişleri ve Ulaştırma Bakanlıklarına; konunun ders kitaplarında yer almasını sağlayan Milli Eğitim Bakanlığına; organların ve ekiplerin taşınması hususundaki yardımları nedeniyle Türk Silahlı Kuvvetleri ile Türk Hava Yolları, Türk Hava Kurumu ve Devlet Hava Meydanları İşletmesi Genel Müdürlüklerine; konunun dini yönünün halkımıza ve sağlık personelimize anlatılması hususundaki katkıları nedeniyle Diyanet İşleri Başkanlığına; bu alandaki faaliyetleri nedeniyle ilgili sivil toplum kuruluşlarına ve belediyelere; ayrıca, katkısı olan diğer tüm kurum, kuruluş, şahıslara ve son olarak da, fedakarca yakınlarının organlarını bağışlayarak nice hayatların kurtarılmasına vesile olan ailelere buradan teşekkür ediyor ve bu desteklerin artarak devam etmesini temenni ediyorum. Her zaman aynı amaç için çalışan bir aile olarak, organ nakli hizmetlerinde sağlanan bu bütünlüğü korumamız ve güçlendirmemiz halinde daha fazla organ bağışı almamamız, daha fazla insanımızın hayatını kurtarmamamız için hiçbir sebep yoktur. Bakanlığımızın bu konuda katkısı olabilecek herkesle işbirliği içerisinde çalışmaya her daim hazır ve istekli olduğunu da önemle belirtmek isterim.

 

Konuşmamı tamamlamadan önce, buradan vatandaşlarıma, başhekimlerime ve sağlık personelime, seslenmek istiyorum.

 

Sevgili Vatandaşlarım,

Organ bağışı konusunu bir kez olsun ailenizle, yakınlarınızla konuşunuz. Çok tabiidir ki, insanın ölümünden sonra organlarının bağışlanmasını isteyip istemediğine karar vermesi, bunu ailesi ile paylaşması zordur; çünkü hiç kimse bir gün öleceğini düşünmek istemez. Ancak, benim güzel ülkemin güzel insanlarının, genlerinde ve geleneklerinde taşıdığı o yardımseverlik duygusunun bu korkunun üstesinden gelebileceğine hiç kuşku yoktur.

 

Lütfen kendinize şu soruları sorunuz: Ölümüm söz konusu olduğunda, organlarımı bağışlar mıydım? Ya da eşimin, çocuğumun, herhangi bir yakınımın ölümü halinde onların organlarını bağışlar mıydım? Peki, kendiniz veya yakınlarınızdan biri sadece organ nakli ile tedavi edilebilir, ölümcül bir hastalığa yakalanmış olsaydı, organ nakli olmak istemez miydiniz? Bu soruları sormuş olmak, aile içinde tartışmış olmak çok önemli. Buna ilaveten, sağlıkla ilgili diğer konularda olduğu gibi, organ nakli hususunda da bilgi almak isteyen vatandaşlarımız Bakanlığımızın ücretsiz Alo 184 hattını her zaman arayabilirler.

 

Değerli Başhekimlerim,

Özellikle ventilatörlü yoğun bakım yatağı ve beyin ölümü tespiti yapabilecek uzman hekimlerin bulunduğu hastane başhekimlerimize seslenmek istiyorum. Bildiğiniz üzere, tüm dünyada bir standart vardır, o da şudur: Her ventilatörlü yoğun bakım yatağı başına yılda ortalama bir beyin ölümü bildirilmesi gerekmektedir. Bir yoğun bakım servisinde kadavra donör tespiti ve donör bakımı yapılabiliyor ise, bu durum, o yoğun bakım servisinin kaliteli hizmet verebilecek kapasitede olduğunun en iyi göstergelerinden biridir.

 

Ülkemizde 2500’ün üzerinde ventilatörlü yoğun bakım yatağı var iken, bu sayının neredeyse beşte biri kadar beyin ölümü bildirimi yapılabiliyorsa, bu konuda bir takım aksaklık ve eksiklikler olduğu kesindir. Aradaki bu fark olmasaydı, her yıl yaklaşık olarak 4000 böbrek, 2000 karaciğer ve 2000 kalp hastası daha organ nakli ile tedavi olabilecekti. Eğer bu imkanlara sahip olduğunuz halde hastanenizde beyin ölümü tespiti yapılamıyor ise, lütfen nedenlerini araştırıp bize bildiriniz, her zaman olduğu gibi, Bakanlığım bu konudaki eksiklerinizi gidermek için elden gelen desteği verecektir.

 

Burada beyin ölümü tespitinde görevli değerli nörolog, beyin cerrahı, kardiyolog ve anestezistlere de önemli görevler düşmektedir. Hiç unutmayalım ki, ölmemiş bir insana öldü demek ne kadar büyük bir hata ise, ölen bir insana ölmedi demek de o denli büyük bir hatadır; çünkü saptayamadığımız donörler nedeniyle toprağa gömülen organlar birçok hastanın yaşama yeniden dönme umududur. Sizlerin, şimdiye kadar olduğu gibi, tıbbın tüm imkanlarını kullanarak, yasal, etik ve mesleki kurallar, deneyiminiz ve vicdani muhasebeniz doğrultusunda yapacağınız tüm çalışmalarınızda Bakanlığımız her zaman yanınızda olacaktır. 

 

Değerli konuklar,

Organ bağışında bulunmuş bir Sağlık Bakanı olarak, hazırlanan Ulusal Bekleme Listesi ile organ nakli hizmetlerinde yeni bir aşamaya gelinmiş olmasından dolayı duyduğum mutluluğu ifade ediyor ve bu çalışmaların ülkemize, milletimize hayırlı olmasını dileyerek hepinize saygılarımı sunuyorum.