BURADASINIZ:
ANA SAYFA

Sağlık Bakanı Dr. Mehmet Müezzinoğlu, TÜSEB Çalıştayı'na Katıldı

GÜNCELLENME TARİHİ : 12/04/2016



Çalıştayda konuşma yapan Sayın Dr.Mehmet Müezzinoğlu, kartopu gibi büyüyen kronik hastalıklar nedeniyle her geçen gün yüklerinin ağırlaştığını belirterek, bu yükün altından kalkabilecek bilimsel araştırmalarda ve çıkış yollarında Türkiye Sağlık Enstitüleri Başkanlığı’nın önemli katkıları olacağını kaydetti.

Türkiye Sağlık Enstitüleri Başkanlığı’nın yasal süreçlerini bir ay önce tamamladıklarını ve onaylandığını hatırlatan Sayın Dr.Müezzinoğlu sözlerine şöyle devam etti: “Başkanlığın kuruluş misyonunu oluşturabilmek adına üst kurul üyeleri, yurtdışı ve yurtiçinde bilim insanlarıyla Türkiye ve dünya sağlık bilimlerine katkı sağlamaları amaçlanmaktadır. Bu kurumun kuruluş felsefesinin temel ayakları sağlıklı kurulduğunda Türk bilim insanlarının bu alanda da dünya bilimine pozitif katkılar sağlayacaklarına inanıyorum.”


“Kuruluşun merkezi 6 enstitüden oluşuyor”

Müezzinoğlu, Türkiye'nin sağlık hizmeti konusunda yakaladığı hizmet sunumundaki hakkaniyet, ulaşım ve hizmet sunumu başarısını sağlık bilimleri Ar-Ge'sinde ve sağlık teknolojileri alanında da yakalayabilmesini arzu ettiklerini belirterek, şöyle konuştu:

"Bu hizmeti sunarken diğer alandaki zayıf noktalarımızı da gören ve bu zayıf noktaları da her geçen gün bu ülkenin bilim adamlarının dinamikleriyle daha güçlü bir noktaya taşıma arzumuz ve gayretimiz var. Bu nedenle Türkiye Sağlık Enstitüleri Başkanlığı'nın kuruluşunda 6 enstitüyü merkeze aldık. Ama ilk 6 ayın içerisinde 2 enstitüyü hızla kurabilmek ve bunların kurumsal yapılarında esas vizyonu ve misyonu koyacağımız bir başlangıcı bugün itibarıyla yapmış bulunuyoruz. Bunlardan biri Kanser Enstitüsü, diğeri de Akreditasyon Enstitüsü'dür."

Akreditasyonla bakanlığa bağlı bir kuruluşu değil, bakanlığın alt yapısını oluşturduğu, bütün sağlık birimlerinin akreditasyonunda uluslararası dinamikleri olan bir yapıyı hedeflediklerini anlatan Sayın Dr.Müezzinoğlu, "Gerek kanser gerekse akreditasyon enstitüsü bundan sonra gelecek Halk Sağlığı ve Kronik Hastalıklar Enstitüsü, Biyoteknoloji Enstitüsü, Geleneksel ve Tamamlayıcı Tıp Enstitüsü, Anne, Çocuk ve Genç Sağlığı Enstitüsü'nün sağlık kuruluşlarına ve vizyonel kuruluşlarına vesile olacaktır" ifadelerini kullandı.

Sağlık Bakanı Sayın Dr.Mehmet Müezzinoğlu, yapının 10-20 yıl sonra da Türk sağlık dünyasına önemli katkılar sağlayabilmesini arzu ettiğini vurguladı.

 

"Çalışmalar için 200 yataklı hastane"

Klinik çalışmalarla ilgili 200 yataklı bir hastane alt yapısının olacağını, bu durumun hastane işletmeciliği değil, tamamen Ar-Ge dinamiklerinin takibi ve klinik desteğinin sağlanması için oluşturulacağını belirten Sayın Dr.Müezzinoğlu, şu bilgileri verdi: 

"İleri laboratuvar ihtiyaçları için bugün ihalesini yaptığımız Ankara'daki halk sağlığı laboratuvarı, önümüzdeki süreçte Sancaktepe'de planladığımız laboratuvarlarımızı da bu projelerin çalışmalarına zemin hazırlamasını, bu projelerin bir bilim kurulu tarafından 1 yılsa 1 yıl, 5 yılsa 5 yıl, her türlü desteğinin sağlanması amacıyla bu yapının kurumsallaşmasını arzu ediyoruz. İnanıyorum ki, Türkiye'de bilim adamlarımız kendi bilgi ve birikimlerini daha iyi koordine edilebilen, daha iyi sahiplenebilen ve desteklenebilen sonuca ve hedefe güçlü gidebileceği bir kurumsal yapıyı, 2015 yılında yakalamış olacak. Yasal zeminin alt yapısını kurduk. Bugün de misyonun ve vizyonun alt yapısını oluşturacağız ve ocak ayından itibaren kurumsal yapının oluşmasına başlayacağız."

Sayın Bakan Dr.Müezzinoğlu, Türkiye'nin, orta gelir tuzağında kalmaması gerektiğini dile getirerek, şunları kaydetti: 

"Sağlık alanındaki bilim adamları, çaresizlik içinde yurtdışında, Amerika'da, İngiltere'de, Avrupa'da ya da dünyanın herhangi bir ülkesinde birçok başarılı projelerin içinde olurken, Türkiye'de de bu tür projelerinin başarıya, finale ulaşması içinde artık bir zemin oluşturacaklar. Bilim adamlarımızın da birçok katkı sağlayacağı, vizyonel yapıyı kurmuş olacağız. Hedeflerimiz, sağlığın bilimsel dinamiklerinde, bu ülke insanının, akademisyeni ile araştırmacısının da olabilmesidir. Dünyaya örnek, kendisine ait patentleri olan, sağlık alanında gerek ilaçta gerekse tedavide, teşhis ve tıbbi teknolojide yeni vizyonlarının, alanların açılmasını arzu ediyoruz. Dünyada kronik hastalıkların yükü her geçen gün artıyor. Bu da önümüzdeki süreçte obezite, diyabet, kardiyol hastalıklar ve kanser gibi temel sorunlarla çok daha boğuşacağımızı gösteriyor. Bu yükün altından kalkabilecek bilimsel araştırmalarda ve çıkış yollarında, bu yapının önemli katkıları olacak."